BİR CUMHURBAŞKANI BİR BAŞBAKAN BİR BAKAN BİR DE ŞÛRADA ALINAN KARAR!

BİR CUMHURBAŞKANI BİR BAŞBAKAN BİR BAKAN BİR DE ŞÛRADA ALINAN KARAR!

Bilindiği gibi 19. Milli Eğitim Şûrası 2-6 Aralık 2014 tarihleri arasında toplandı. Ve eğitimle ilgili kararlar aldı. Gündem değiştiren ise alınan bu kararlara cumhurbaşkanının başbakanın ve bakanın yorumlar yapmasıydı.

19. Milli Eğitim Şurasında alınan kararlardan biri ise daha çok tartışıldı. Neydi o karar?

Şura kararı: Osmanlı Türkçesi dersinin Anadolu İmam Hatip Liselerinde zorunlu olması  (kaynak: memurlar.net.org.tr )

Cumhurbaşkanı “Osmanlıcanın öğrenilmesini, öğretilmesini istemeyenler var. Bu çok büyük bir tehlike. İsteseler de istemeseler de bu ülkede Osmanlıca da öğrenilecek ve öğretilecek” dedi. (BBCTurkce .com.)

Osmanlıca’nın seçmeli ders olarak okutulmasının teklif edildiğini söyleyen Başbakan  Davutoğlu ise şöyle diyordu: “İsteyen öğrenci seçer, istemeyen öğrenci seçmez. Teklif edilen bu. Nedir bu tarih alerjisi, nedir bu kültür düşmanlığı anlamak mümkün değil.” (http://www.trthaber.com/haber/ gundem/davutoglu-osmanlica-sorularina-net-cevap-verdi-154575.html).

Yine aynı konuda Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Osmanlıca dersi ile ilgili tartışmalara ilişkin, “Bir ön okuma çalışması yapalım”, dedikten sonra “ismini saydığı kitapları okuyamayacak olanlara Osmanlıcanın zorunlu ders olarak okutulduğu okulları ziyaret etmelerini tavsiye etti.” ( http://www.iha.com.tr/haber-bakan-avcidan-osmanlica-dersi-aciklamasi-418062/)

 

TÖS’ün Konuya İlişkin Görüş ve Önerileri

19. Milli Eğitim Şurasında alınan karar açıktır. Osmanlı Türkçesi sadece Anadolu İmam Hatip Liselerinde zorunlu olacaktır. Peki bu ülkenin cumhurbaşkanı “İsteseler de istemeseler de bu ülkede Osmanlıca da öğrenilecek ve öğretilecek’i nereden çıkarıyor; başbakan ise “İsteyen öğrenci seçer, istemeyen öğrenci seçmez” diyor.. Karar ortada iken bu cümleler de nereden çıktı? Cumhurbaşkanı ve başbakan umarız danışmanları tarafından yanlış bilgilendirilmişlerdir. Onlar da yukarıdaki açıklamaları yapmışlardır. Hemen o danışmanlara tezden ceza verile.

Yoksa “RTE klasikleri”nden birisini daha mı gördük? Neydi o klasik? Din ile ilgili konuları gündeme taşıma, dine ilişkin laf söyleyenlere yüksek perdeden bağırma çağırma idi. Muhafazakâr seçmen daha çok ona bağlanacak. Laikler ise ondan nefret edecek. Böylece seçmen bir yandan kutuplaşacak bir yandan daha da kemikleşecektir. Ayrıca gündem değiştirme de cabası olacaktır.

Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği gibi iş “isteseler de istemeseler de” noktasına varınca eğitim gibi çocukların geleceği ile ilgili önemli bir alanda bu tür tartışmalar ve boy ölçüştürmelerin zararını yine çocuklarımız görecektir. Sanki diğer derslerde çok başarılıymışız da (PİSA’da 65 ülke içinde 45. sırada, Avrupa’da İngilizce öğretiminde sondan birinciyiz.) Osmanlıca gibi uzmanlık isteyen bir alanda basit bir eğitim alınca kültür ve medeniyette başa geçeceğiz.

İktidar yine ve sadece olaya çıkarı açısından bakmakta bilimsel düşünceden iyice uzaklaşmaktadır. Seçmeli dersler ortadadır; artık felsefe, mantık, sosyoloji ve diğer bilim derslerine neredeyse -zorunlu olanlar- hariç yer yoktur. Eğitim bakanlığı din eğitimi bakanlığı haline dönüşmektedir. Tüm okulların imam hatip olması da yakındır. Bu Orta Çağ zihniyeti yüzünden Osmanlı bile yıkılmışken geldik şimdi yine Osmanlıca’ya. Allah sonumuzu hayreyleye.

                                                                                                           Dikmen ONAT

TÖS Genel Başkanı