Yetkili Sendika Zulmü ve Sendikal Yaklaşımının Sefaleti

Yetkili Sendika Zulmü ve Sendikal Yaklaşımının Sefaleti

Emek hareketi ve sendikal dayanışma önünde ciddi bir sorun olan bizzat yetkili sendikanın kendisidir.
Daha iki gün önce göstermelik de olsa üyelerini alanlara çağırıp, 600 TL seyyanen zam isteyen sendikanın ışık hızıyla çark etmesini açıklayabilecek birikime sahip değiliz. Ancak aynı kaderi taşıdıkları memurların kurduğu sendikalara, sırf üyesi az olduğu için “merdivenaltı sendikalar” tabirini kullanan hükümet temsilcisine tebessüm edebilecek kadar şımarık bir sendikal anlayışı tarihin yargısına bırakacak kadar saf da değiliz.

Evet üye sayımız az. Ancak bakanlıkların koridorlarında makam-mevki peşinde cirit atmıyoruz. İdareci kadrosu sözüyle üye avlamıyoruz. Kul hakkı yemiyoruz. Mesai arkadaşlarımızın aşına, işine engel olmuyoruz. Kimsenin liyakatını çiğnemiyor, çiğnetmiyoruz. Sahte demokratlıkla hiç bir memur arkadaşa “idareci olacaksın, rahat edeceksin, soruşturma görmeyeceksin” tarzı ifadeler kullanıp, üye toplamaya çalışma gibi ahlaki alışkanlıklarımız(!) yok.

Bizler 90 sonrası sendika aidatlarimizi işyerinde elden toplayip sendika şubelerine ulaştırdık daha sonra sendika aidatlarimiz maaşlarımızdan kesildi. En son “memur örgütlenmesini destekliyorum” denilerek üye aidatı devlet tarafından karşılandı. Dikensiz gül bahçesinde sendikacılık oyunu böyle başladı. Peşinden bir siyasi yelpazenin bireyleri olarak, yetkiyi ele geçirip kamu çalışanlarının geleceğinde tek söz sahibi olmaya başladılar. Her dönem bir orta oyunu oynandı… Yetki bu zihniyette oldukça tiyatro devam edecek.

Devlet, “Sendikalara üye olmayı destekliyorum” diyor. Yeri geliyor; “üyelerinizin aidatlarını ben ödüyorum fazla da konuşma” diyerek sendika başkanına fırça atıyor. Sonra büyük sendika(!) devlete; “üye olacağın sendikanın üye sayısı işkolunda en az yüzde bir örgütlenmiş olsun” maddesi ekletiyor. Tüm çalışanlarına eşit mesafede olması gereken devlet ise bu koşula evet diyor. Şımarıklığın, güç zehirlenmesinin dayanılmaz hafiliğiyle sarardıkça sararıyor.

Yetkili Sendika Zulmü ve Sendikal Yaklaşımının Sefaleti

Temel gıda, barınma, eğitim, ulaşım ve giyim gibi hayati ürünlere ortalama %25-50 arasında zam yapıldığı bir ortamda 2022 için yıllık toplam %12 artışı başarı gibi göstermek sefalettir!…

İlk söz verildiği tarihten itibaren hayata geçirilmeyen Ek Gösterge, sendikanın oyun alanına dönüşmeye devam edecktir.

Bayramlarda ikramiye talelerini özellikle kendileri unutmuştur.

Öğlen yemeği ve servis aracı talepleri artık rafta bile değildir.

Birden fazla sendikaya üye olma hakkı talepleri tutmayınca, yeni icatları %1 üye kurnazlığı olmuştur. Yetkiyi elinde tutan sendika bilmelidir ki, bu durum İnsan haklarının, örgütlenme özgürlüğünün açıkca ihlalidir. Türkçesi; kamudaki hiç bir işkolunda ‘100’den fazla sendika kurulamaz’dır. Örgütlenme özgürlüğümüze engel olmazsınız! Her toplu sözleşme döneminde çalışanların haklarını yok edemezsiniz. Böyle bir ayrıcalık sonsuz değildir.
Üyelerinin ve çalışanlarının ekonomik-sosyal haklarını iyileştirmek için mücadele etmek yerine yöneticilerinin sefasını hedefleyen bir anlayışı reddeiyoruz.

Yandaşlığın, adam kayırmacılığının, liyakatsızlığın geldiği son noktada iş; 5 yıldızlı otellerde olmayan şataftlı sendika binaları, o binaların önünde duran ve holding patronlarının bile binemediği otomobillere gelmiştir. Başkanlarının maaşları katlanmakta, söz ve etki-yetki hakkı tanınmaktadır.

Kötü söz sahibinindir. “Merdivenaltı Sendikalar” hakaretini unutmayacağız. Tüm bu sendikal ayrımcılığı ve oldu bittiyi kabul etmeyeceğiz. Sessiz kalmayacağız. Durgun da kalmayacağız. Anayasal haklarımızı kullanacağız.

TÖS Merkez Yürütme Kurulu