TÜM EĞİTİM ÇALIŞANLARI AŞILANANA KADAR YÜZ YÜZE EĞİTİME ARA VERİLMELİDİR

24 Şubat 2021 Çarşamba günü gazete haberi şu şekilde; 1 milyon 259 bin okul çalışanı için aşılama süreci Milli Eğitim Bakanı Selçuk’a ilk doz aşı uygulanmasıyla başladığını ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yüz yüze eğitim öncesi öğretmenler için aşı sürecinin şubatın son haftasında başlayacağını duyurdu.

MEB Ziya Selçuk 8 Mart 2021 Pazartesi günü akşamı bir TV Kanalına yaptığı açıklamada ise “Son bir haftada kısmı olarak bir vaka artışının olduğunu söyledi. Yine Sağlık Bakanlığının turkuaz tablosunda 1 Mart 2021 Pazartesi günü 9 bin 891 kişiye koronavirüs tanısı konulmuş iken 8 Mart 2021 pazartesi günü 13 bin 215 kişiye koronavirüs tanısı konulmuştur. Bu tabloya bakarak önümüzdeki günlerde koronavirüse yakalan sayısının artacağı aşikardır.

Milli Eğitim Bakanlığını Şubat ayının son haftasında öğretmenlerinin aşılanacağını duyurmasına rağmen aşılanan öğretmen sayısı bilinmemekte ve işlemler kaplumbağa hızı ile devam etmektedir. Ülkede vaka sayısı artarken kaygı verici şekilde artarken, Milli Eğitim Bakanlığının yüz yüze eğitim ve sınav yapmasına bir anlam verilememektedir. 

Bu durum hiçbir önlem alınmadan öğretmenin okulda eğitim vermesine neden olmaktadır. Halbuki; 6331 Sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesinde, (1) Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar kurula, kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul acilen toplanarak, işveren ise derhâl kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder. Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirileceği hükme açıktır.

Öğretmenin ve öğrencinini okulda korona olması halinde  (bir çok öğretmen okulda koronoa olmuştur) sorumluluk milli eğitim bakanlığın ait olacaktır.

Öğretmenlerin aşılaması yapılana kadar okullar kapatılmalıdır. Eğer bu şekilde devam edersek ülkedeki korona sayısının artmasına da yol açacaktır.

TÖS Merkez yürütme Kurulu


İşçilerin karşılaştıkları veya karşılaşacakları ciddi ve yakın tehlikelerden dolayı 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun “Çalışmaktan Kaçınma Hakkı” başlıklı 13. maddesi:

(1) Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar kurula, kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul acilen toplanarak, işveren ise derhâl kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder. Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir.

(2) Kurul veya işverenin çalışanın talebi yönünde karar vermesi hâlinde çalışan, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Çalışanların çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklıdır.

(3) Çalışanlar ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda birinci fıkradaki usule uymak zorunda olmaksızın işyerini veya tehlikeli bölgeyi terk ederek belirlenen güvenli yere gider. Çalışanların bu hareketlerinden dolayı hakları kısıtlanamaz.

(4) İş sözleşmesiyle çalışanlar, talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda, tabi oldukları kanun hükümlerine göre iş sözleşmelerini feshedebilir. Toplu sözleşme veya toplu iş sözleşmesi ile çalışan kamu personeli, bu maddeye göre çalışmadığı dönemde fiilen çalışmış sayılır.

(5) Bu Kanunun 25 inci maddesine göre işyerinde işin durdurulması hâlinde, bu madde hükümleri uygulanmaz.