21 EYLÜL’DE OKULLAR NEDEN AÇILMAMALI?

21 EYLÜL’DE OKULLAR NEDEN AÇILMAMALI?

Covid 19 virüsüne yakalan insanların %4,2 sinin hayatlarını kaybettiği bilinmektedir. Bunun çok yüksek bir oran olduğu bilim insanları tarafından belirtilmektedir. Bu durum işin ciddiyetini, vahametini ortaya koymaktadır.

ABD’de ve birçok Avrupa ülkesinde okullar açılmış ancak vakalar ve ölüm sayısının artması üzerine tekrar kapatılmıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından daha önce açıklanan ve okullarda yüz yüze eğitimin başlayacağı tarih olarak belirlenen 21 Eylül 2020’nin gerçekçi ve uygulanabilir bir tarih olmadığı ise tüm eğitim camiası tarafından görülmektedir.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk “Risk varsa okulları açmayacağız ifadesine karşın; okulların 21 Eylül 2020 tarihinde açılıp açılmayacağı, açılırsa hangi şekilde ve kapsamda olacağı konusunda tam bir belirsizlik hakimdir.

Gerek Dünya Sağlık Örgütü, gerekse Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun belirttiği üzere virüsün bulaşmasını önleyecek üç tedbirin hem çalışanlar hem de öğrenciler tarafından alınması zorunludur. Kişisel Koruyucu Donanım (maske, siperlik, eldiven vb), el temizliği için gerekli sabun, dezenfekte malzemesi, kolonya gibi malzemeler ile sosyal mesafe olarak tabir edilen kişiler arası fiziksel uzaklığın 1,5m olması koşulu sağlanmadığı sürece sayın bakanın sözünü ettiği risklerin ortadan kalkması mümkün değildir. Kaldı ki 24 -28 ağustos seminer çalışmalarında covit görülen öğretmenlerin okullarında diğer öğretmenleri riske attığı görülmüştür

Öğrenci sayısının fazla olması, başta öğretmen olmak üzere çalışan yetersizliği, okulun temizlenmesi için gerekli araç ve gerecin olmaması ve derslik boyutları ve tuvaletlerin küçüklüğü, koridorların darlığı acilen çözülmesi gereken önemli sorunlardandır.

Tüm bu sorunların çözümü noktasında, okul bileşenleri bakanlık tarafından yalnız bırakılmaktadır.

TÖS NE DİYOR?

  • Eğitime ayrılan bütçe, gelişmiş ülkelerin eğitim sistemlerine ayırdığı bütçeler de dikkate alınarak artırılmalıdır.
  • Sözleşmeli ve Ücretli Öğretmenliğe son verilmelidir.
  • Gerektiği kadar öğretmen ataması acilen yapılmalıdır.
  • Sınıf mevcutlarını azaltmaya yönelik çalışmalar başlatılmalıdır.
  • Okulların sayısı ve fiziksel, sıhhi yeterliği artırılarak, okullar arasındaki nitelik farkının azaltılması hedeflenmelidir.
  • Online eğitimler, tüm öğrenciler için ulaşılabilir hale getirilmelidir (OECD raporlarına göre -2017- Türkiye’de 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 63’ünün evinde internet erişiminin var olduğu görülmektedir. Bu oran OECD ortalamasında aynı yıl yüzde 95’tir.)
  • Tüm öğrencilere bilgisayar ve ücretsiz internet sağlanmalıdır.

TÖS, bireyin “eğitim hakkın”dan önce “Yaşama Hakkını” savunmaktadır.

TÖS Merkez Yürütme Kurulu